Hoşgeldiniz  

Fatma DİŞLİ | 20 Aralık 2015 | Alt Haberler, Geyve, YAZARLAR

ALTIN YUMURTLAYAN GAZETE

Şu an bu satırları okuduğunuz internet medyasını rüyamızda görsek inanmazdık, 35 yıl önce.Allah’ın işine bir bakın, Geyve’de doğmuş, çocukluğu Geyve’de geçmiş, medya diye gazeteden başka bir şey bilmeyen ben, şimdi Geyve Medya’da yazıyorum, çocukluğumdaki Geyve’yi anlatıyorum sizlere.

38-yil-onceki-geyvede-medya-fatma-bal-kose-yazisi-

İlk tanıştığınız gazete hangisidir diye sorsam? Çocukken ilk okuduğunuz gazeteyi kastediyorum. Büyüklerimiz eve hangi gazeteyi getiriyorsa odur değil mi? Peki, benim ilk okuduğum? Tahmin etmesi için kime sorduysam bugüne dek, bir bilen bile çıkmadı. Haksız da sayılmazlar hani, kimin aklına gelir bir çocuğun “Resmi Gazete” okuyacağı.

1980 darbesinde siyaset yasaklanıp, parti binaları kapatılınca, kapatılan partilerden birinde, ilçemizde başkanlık yapan rahmetli amcamın gazetesini postacı eve teslim etmeye başlamıştı. Üzerinde yazı olan her kâğıt parçasına hayran ve hasret olduğum için, alt katta oturan yengemden izin alır, amcamdan önce gazeteyi ben açardım. Açardım açmasına da her defasında da hayal kırıklığına uğrardım. Gazetede yazılanlardan hiçbir şey anlamazdım. Bir dahaki sefer, bir umut yine açardım, yine aynı sonuç.

Gazete denilen şeyin böyle bir şey olduğuna, hiç de keyifli olmadığına tam inanmaya başlıyordum ki mahalledeki genç kızların beni gazete almaya göndermesiyle fikrim tamamen değişti. Gazeteci çarşıda kahvehanenin yanındaki dükkândı. Evlenme çağına gelmiş genç kızlar çarşıdan, kahvehanenin önünden geçmekten rahatsızlık duyduklarından gazetelerini bana aldırırlardı. Ne de olsa çocuğum. Onlar için aldığım gazeteler Resmi Gazetenin tam aksine hem renkliydi, hem de Resmi gazeteyle uzaktan yakından ilgileri yoktu. Birçok artisti ilk defa o gazetelerde görmüştüm. Gözlerime inanamamıştım. Ünlülerle doluydu gazete. Onların şuh resimleri, Yeşilçam, ışıltılı hayatlar…

Yemyeşil dağları tepeleri, birbirinden lezzetli meyve bahçeleri olan bir kasabam vardı. Masmavi, ışıltılı gökyüzünün altında salına salına akan bir nehri vardı. Demek ki genç kızlara bu ışıltılar yeterli gelmemiş olacak ki kendi yaşamlarına son derece uzak olan bu yaşantıların ışıltılarını merak eder olmuşlardı… Her gün onlara gazete taşıya taşıya sonunda ben de merak eder oldum işin kötü tarafı. Yol boyunca okuyordum çünkü.

Allaha şükür, bu etkiden çabuk kurtuldum, çok sürmedi. İçerisinde ünlü kadınların resimleri olmayan bir gazetenin, kuponla ansiklopedi vereceğini duydum. Nasıl sevindim nasıl, sanırsınız ki altın veriyor. Sevinçten sabahı zor ettim, hemen koşup, ilk gazetemi okul harçlığımla aldım. İlk kuponumu kestim, define saklar gibi gizli bir yere sakladım. Ne olur, ne olmaz, ya kaybolursa, ya kardeşlerim yırtarsa. Otuz kupon bitince, yedek üç kupon verileceğini sonradan öğrendim de içime sular serpildi. Olur ya bir gün para bulamazsam, alamazsam o günkü gazeteyi, kitaptan olacaktım. Define kaybetmiş gibi üzülürdüm sonra. Allahtan yedek kuponlar yetişti imdadıma öyle durumlarda.

Böylece gazete okuma serüvenim de başladı. Her gün satır satır okuyordum. Köşe yazıları genelde siyasetten bahsediyordu, onları da babaanneme okuyordum. Oğlu gibi babaannem de meraklıydı, ilgiliydi siyasete, oğluyla ortak sohbet konusuydu. Bulmaca sevgim, merakım da o zaman başladı. Ertesi günü zor bekliyordum, doğru cevapları görmek, öğrenmek için. Gazete benim için altın yumurtlayan tavuk demekti. Hem kendisini okuyorsun, hem de bir ayın sonunda kuponla, ücretsiz ansiklopedi sahibi oluyorsun. Sonra da kitaplığında cilt cilt bakmaya, okumaya doyamadığın kitaplar. Az şey mi? Okumaya aç bir çocuk için hem yemek, hem de üzerine güzel bir tatlı demekti bu. İştahımın kabarmaması mümkün mü, gazete görünce, kupon görünce?

Benim çocukluğumda medya gazeteydi benim için. Televizyon deseniz, sadece haber vakti açılırdı bizim evde, diğer zamanlar üzerinde dantel örtü serili olurdu, çeyizden hem de. Olmazsa olmaz. Şimdi, dantel örtülü hiçbir televizyon hayal bile edemiyorum. Kapandıkları yok ki, örtü örtülsün… Çocuklar ekran karşısına hapsolmuş… Gazete okumak mı, kitap okumak mı? Kim kalkacak televizyon başından da okuyacak! Çocukların iştahlarını kabartan bir yığın program var artık, maalesef!

Şimdi, medya kocaman bir dünya…

Şu an bu satırları okuduğunuz internet medyasını rüyamızda görsek inanmazdık, 35 yıl önce.

Allah’ın işine bir bakın, Geyve’de doğmuş, çocukluğu Geyve’de geçmiş, medya diye gazeteden başka bir şey bilmeyen ben, şimdi Geyve Medya’da yazıyorum, çocukluğumdaki Geyve’yi anlatıyorum sizlere.

Nereden nereye?

 FATMA BAL

2148 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Kişilere ve Kurumlara karşı saygı kurallarına uymayan yorumlar yayınlamayacaktır.

Altın Yumurtlayan Gazete için 2 Yorum

  1. İbrahim AÇILAN dedi ki:

    FATMA HANIM, YİNE BİR SOLUKTA OKUNUVEREN AMA OKURKEN YÜREK SIZLATAN BİR YAZI. BU MİLLETE YAPILAN EN BÜYÜK KÖTÜLÜK ONUN ELİNDEN KİTABI ALMAK, OKUMAKTAN UZAKLAŞTIRMAK OLMUŞTUR ŞÜPHESİZ. OKULLARIN DURUMUNU BİR GÖRSENİZ… YAZIK OLUYOR GENÇLERE VE ONLARLA BİRLİKTE KOSKOCA BİR MEDENİYETİN MİRASI ÜLKEYE. YAZIN LÜTFEN, DURMADAN YAZIN. SANIRIM VAZİFEMİZ YANGINDAN KURTARABİLDİĞİMİZ KADARINI KURTARMAK. SAYGILARIMLA.

    • Fatma Bal dedi ki:

      Değerli hocam,
      Çok doğru söylüyorsunuz, yangından ne kadarını kurtarabilirsek kardır. Ben de sizin gibi bunu üzerimde görev olarak hissediyorum. İnşallah, bizim neslimiz gibi okumaya düşkün bir nesli şimdi ve sonra görmek hepimize nasip olur.
      Saygılarımla.

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

© Geyvemedya.com 2011 - 2017 Tüm Hakları Saklıdır. Site içeriğinin kaynak ve link belirtilmeden yayınlanması yasaktır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle