Hoşgeldiniz  

Özkan DURSUN | 07 Kasım 2018 | Alt Haberler, Geyve, Gündem, Manşet, üst Haberler, YAZARLAR

Tutukluluk Nedir ? Ne Değildir?

TUTUKLULUK NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Tutuklama, toplum nazarında karşılık bulamamış bir kavramdır. Toplumumuz maalesef ki tutuklama koruma tedbirini anlayabilmiş, anlamlandırabilmiş değildir. Bu haftaki yazımızda kısaca tutuklama koruma tedbirinden bahsedeceğiz.

Öncelikle tutukluluğun, hükümden farkını belirtmek gerekir. Bir suçtan ötürü tutuklanmış kişinin o suçu işlediği anlamını çıkarmamak gerekir. Öyle ki hüküm, tek bir aşamada değil, uzun bir sürecin sonunda verilir ve kesinleşir. Belirttiğimiz gibi tutukluluk bir koruma tedbiridir ve geçicidir. Oysa toplumumuzun nazarında tutuklanan kişi suçludur. Uzun uzun tutukluluğun bir koruma tedbiri olduğunu, geçici olduğunu, suçu işlediği anlamına gelmediğini anlatsak da, ateş olmayan yerden duman çıkmaz denilerek tutuklanan kişi, toplum nazarında hükümlü ilan edilmektedir. Ta ki bunu söyleyen kişinin başına bu durum gelene kadar. Bunun pratik hayatta karşılığı şudur ki, tutukluluk isteyen savcılık makamının da tutuklamaya karar veren sulh ceza hakimliğinin de, tutuklamanın istisnai bir karar olduğunu, asıl olanın tutuksuz yargılanmak olduğunu iyi idrak etmeleri gerekmektedir. Lakin toplumumuzda ve hukuk sistemimizde iade-i itibar kurumu yoktur. Tutukluluk ile üzerine atılı suçun şüphelisi, bir ömür bu iddiayı taşımaktadır. Kimse eksik soruşturma ile işlemediği bir suçtan ötürü bu lekeyi taşımaya mahkum edilemez.

Kanun her ne kadar tutukluluk kurumunun uygulanmasını sert kurallara bağlamış olsa da, kanun uygulayıcılarının somut olayın bu tarafını da düşünerek karar vermeleri elzemdir.

Tutukluluk ne değildir?

Tutukluluk, bir hüküm değildir.

Tutukluluk nedir?

Yalnızca ve yalnızca bir tedbirdir.    

Hangi hallerde tutukluluk söz konusu olur?

Tutuklama kararının iki temel amacı vardır.

Delillerin korunmasını sağlamak: Şüpheli veya sanığın davranışları; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma girişiminde bulunma hususunda kuvvetli şüphe oluşturuyorsa, delilleri korumak amacıyla tutuklama kararı verilebilir. Şüpheli veya sanığın, herhangi bir delili karartma, yok etme, vasfını değiştirme vb. gibi bir girişimde bulunabileceği somut davranışlarından anlaşılıyorsa tutuklama kararı verilmesi mümkündür.

Şüpheli veya sanığın kaçmasını önlemek: Şüpheli veya sanığın davranışlarında, kaçma hususunda somut olgulara dayanan kuvvetli suç şüphesi varsa, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. Ancak bu kaçma şüphesinin somut olgulara dayanması gerekir. Somut olgulara dayanmadan kişinin kaçacağı yönünde subjektif değerlendirmeler tutuklama nedeni olarak kabul edilemez

Tutuklama kararı için bir durum da kanunda yazan katalog suçlardır. Bu suçların işlendiğine dair kuvvetli şüphenin varlığı halinde tutuklama kararı verilebilir. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87), işkence (madde 94, 95), cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), çocukların cinsel istismarı (madde 103)… bu suçlardan bazılarıdır.

Bir tutukluluğun söz konusu olabilmesi için bu sayılan durumların varlığı gerekmektedir. Bunların harici bir nedenle yapılan tutuklama hukuka aykırıdır. Somut bir olayla belirtmek gerekirse, geçtiğimiz aylarda bir küçük sokak köpeğinin ayakları ve elleri kesilmiş bir halde bulunduğu haberini hepimiz duyduk ve derinden üzüldük. Bu eylemin şüphelisi olarak bir operatör yakalandı ve tutuklandı. Sonuna kadar hukuk dışı bir karardı. Öyle ki, hala daha sokak hayvanlarına karşı işlenen eylemler, ilgili kanunlarda kabahat olarak yer almaktadır ve adli para cezasını gerektirir, ve suç olarak tanımlanmamıştır. Bu eylem neticesinde kanuna göre tutuklama kararı verilemezdi. Ama verildi. Sırf toplumun tepkisini dindirmek amacıyla operatör tutuklandı ve açıkça kanuna aykırı bir tutuklama kararıydı.

Biz hukukçular siyasetçi değiliz. Sosyolog ya da psikolog da değiliz. Biz yalnızca ve yalnızca kanunları uygularız. Kanun yukarıda da saydığım nedenlerle tutuklama kararının verilebileceğini açıkça belirtmiştir. Toplum nazarında, somut olayımızdaki karar, her ne kadar gerekli görülse de bu maalesef ki keyfiyeti doğurur. Bu keyfiyet de hukuksuzluğu.

Ayrıca tutukluluğun hukuki niteliğini de belirtmek gerekir. Tutuklama geçicidir, kişiseldir, delillerin korunması veya yargılamanın sağlıklı yapılması için bir araçtır. Tutukluluğun görünüşte haklı olması da gerekir. Yani tutuklama kararı verilmezse birtakım zararların derhal gerçekleşebileceğine dair bir görünüm olması gerekmektedir. Ayrıca tutukluluğun orantılı, ölçülü olması gerekir. 

Sonuç olarak belirtmek gerekirse, tutuklamanın yapılabilmesi için  “kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması koşulu + risk koşulu” hallerinin birlikte gerçekleşmesi, veya “kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması koşulu + katalog suç koşulu” hallerinin birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu haller söz konusu değilse yapılan tutukluluk açıkça hukuka aykırıdır ve karara itirazla birlikte karar ortadan kalkar.

Son olarak belirtmek gerekirse tutuklama ya da tutukluluğa devam kararını yalnızca mahkeme verebilir. Savcılığın tutuklama kararı verebilmesi mümkün değildir.

(Not: Bir sonraki yazımız gözaltı işlemi ile ilgili olacaktır. Bu yazı dizisi ile hedeflenen, ceza yargılamasındaki tüm aşamalar noktasında bilgi sahibi olmanızı sağlamaktır.)

Özkan DURSUN

Avukat

342 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Kişilere ve Kurumlara karşı saygı kurallarına uymayan yorumlar yayınlamayacaktır.

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

© Geyvemedya.com 2011 - 2017 Tüm Hakları Saklıdır. Site içeriğinin kaynak ve link belirtilmeden yayınlanması yasaktır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle