Hoşgeldiniz  

Namık CİHAN | 12 Ekim 2014 | Alt Haberler, Geyve, Namık Cihan, YAZARLAR

TARİH  SAYFALARINDAKİ  GEYVELİLER…

namık cihan evren tv deGEYVE BOĞAZI KAHRAMANLARI: Geyve Boğazı girişinde Kuvay-ı Milliyeciler bir desten yarattılar. Ankara’yı büyük bir tehlikeden kurtardılar. Çanakkale’nin küçük bir örneğini yarattılar. Bir çok isimsiz kahraman vardır. Bunlar Mehmetçikler ve onların komutanlarıdır:  Tuğgeneral Ali Fuat paşa ve maiyeti, Yrb. Mahmut Bey ve kurmayları, Geyve Kaymakamı Hamdi Namık (Gör), Dr. Enes; İznik ve havalisi kumandanı, Geyveli Hafız Şevket (Özalp), Yzb. Şakir bin İsmail, Yzb. Seyfeddin oğlu Mes’ud (Dayı Mesut), Mekki Efendi, Teğmen Necip, J.Yzb. Havı Hüseyin Hüsnü bin İbrahim, Şahinbeyzade Fuad Bey (çelebi), Yzb. Rıfat (Bilecik mıntıka komutanı), Cemal Bey (Komutasındaki tabur GÖKBAYRAK adını taşımaktadır. Çerkez, Laz, Arnavut  v.s. bir çok genç onun etrafında toplanmıştır. Gökbayraklar kollarında yeşil zemin üstüne çaprazvari iki beyaz bayrak şeklinde işaret taşıyorlardı. Başlarında Kalpak veya Laz başlığı vardı).

SULTAN lll. AHMED VE GEYVELİ MEHMED:  lV. Mehmed’in oğlu olan Sultan Ahmed, ll.Mustafa’nın tahttan indirilmesinden hemen sonra Osmanlı tahtının sahibi oldu. Bunu sağlayan da Edirne Vak’asıdır. 1703-1707 arasında İstanbul’da zorbalar hakimiyeti kendisini hissettirmeye başlamıştır.Bu kargaşalık sırasında Geyveli Mehmet Ağa olayı meydana geldi.

“İn’amat-ı Cülus-ı Hümayun ve Terakki ve Tashih ve Müceddeten Yazılan Neferat:  Badehu kanun üzerine çorbacı ve odabaşıları marifetiyle verülsün deyü Yeniçeri Ağası tedbir idüp, bunları bu tarikle zapt eylemek fikrinde olu, serden geçti ağalarından bir kaçını kavline alub, biri Geyveli Mehmet Ağa bayrağını düşürüp, Padişahımızın ve ocak zabitlerimizin sözüne muhalefet etmezüz deyüp, sairleri buna tabi olmayıp defterimiz  muc’ibince bahşişlerimizi isteriz deyüb, ayak basub, bir kaçı ağa kapısına varup, Padişah’a  arz-ı haller verüb, gah vezir gah ağaya havale olunup, ahır-ı kar Geyveli Mehmet Ağayı paralayub, belinde iki kemer-i altunu çıkmıdı, yine de yağma eylediler.”

YAHŞİ  FAKİH  VE  AŞIKPAŞAZADE:  Geyve, büyümekte olan Osmanlı Devletinin Sakarya’nın akışta sağ tarafında, Bursa – Kastamonu yolu üzerinde önemli şirin bir kasaba idi. Fetret Devrenin en önemli taraflarından Yıldırım Bayezid oğlu çelebi Mehmed, Kocaeli yarımadasına sefer için yol alırken Geyve’den de geçti. Kasaba halkı, bir kere daha devlet başkanını yakından görme şerefini elde edebildi. Orhan Gazi zamanında onun imamlığında bulunmuş İlyas Fakih oğlu olmanın verdiği gurur ile Yahşi fakih de Çelebi Mehmed’i karşılayanlar arasında idi. Kendisi; okur yazar, dini konularda da söz sahibi idi. Yine Anadolu velilerinde Aşıkpaşanın torunu ve Şeyh Selman oğlu Şeyh Yahya’nın oğlu Derviş Ahmed yani meşhur ilk devir Osmanlı tarihçilerinden Aşıkpaşazade de Çelebi Mehmed’in yanında bulunuyordu. Bu sırada Aşıkpaşazade aniden hastalandı ve dinlenmesi gerekti. Çelebi Mehmed’in de uygun görmesi ile 1413 yılının bir kaç gününü Geyve’de geçirdi. Geyveliler nezdinde onun misafirliğini Yahşi Fakih üstlendi. İkisi de saygın insanlardı. Karşılıklı konuşmalarda  bulundular. Aşıkpaşazade hastalığını üzerinden atar atmaz, Yahşi Fakih ile daha koyu sohbetlere girişti. Bu güzel günler ne yazık ki sona erdi. Aşıkpaşazade Geyve’den ayrıldı. Başından geçenleri eserinde kısaca anlatan Aşıkpaşazade şunları yazmaktadır:  “Çeelebi Mehmed Bursa’dan Yoros’a çıktı. Fakir (yani Aşıkpaşazade) Geyve’de kaldum. Orhan Beyin İmamı oğlu Yahşi Fakih’in evinde hasta oldum. Menakıb-ı Al-i Osman’ı ta Yıldırım Han’a gelince imam oğlundan naklederim.”  Ertuğrul ve Osman’ın temellerini attığı beyliğin, daha sonraları devlet ve XVl. yy da da imparatorluk haline gelişi için ilham kaynağı Aşıkpaşazade olmuştur. Geyve’de Yahşi Fakih’in evinde iken kendisine gösterilen Menakıb onun ilgisini çekmiş ve sonra Tevarih-i Al-i Osman’ı  yazmağa başladığında, başlangıçtan Yıldırım Beyazıd zamanına kadar ki olayları Osman, Orhan, Murad, Yıldırım gibi beylerin kahramanlıklarını, Anadolu’nun bu köşesindeki gelişmelerini, Rumeli’ye çıkışı, Edirne merkezli seferleri, Temür ile mücadeleleri Menakıb’da yazılı olarak görmüş, o yüzden gönül rahatlığı ile Menakıb-ı Al-i Osman’ı, ta Yıldırım Han devrine gelinceye kadar İmam Oğlu Yahşi Fakıh’tan nakl ederim deme asaletini göstermiştir.

KAYNAK:  SAKARYA  YAZILARI – Prof. Dr. Enver KONUKÇU

Namık CİHAN. Araştırmacı-Yazar

3351 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Kişilere ve Kurumlara karşı saygı kurallarına uymayan yorumlar yayınlamayacaktır.

© Geyvemedya.com 2011 - 2017 Tüm Hakları Saklıdır. Site içeriğinin kaynak ve link belirtilmeden yayınlanması yasaktır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle